Yüksek görüntü kalitesi ve bilinen bir zararının olmaması nedeniyle günümüzde manyetik rezonans görüntüleme (MRG)'ye olan talep giderek artmaktadır. Ancak şiddetli gürültü varlığı, görüntü sağlanabilmesi için bu işlem sırasında tam hareketsizliğin gerekmesi ve dar tubuler bir alana girme zorunluluğu özellikle 8 yaş altı çocuklarda ve hareketsiz kalamayan, zihinsel özürlü ya da kapalı alan korkusu olan erişkinlerde sedasyon veya genel anestezi uygulamasını gerekli kılmaktadır
1–
6. Takip ve tedavisi gereken kritik hastalarda ise monitorize hasta bakımı için anestezistin bulunması zorunlu olmaktadır.
Görüntülemenin kuvvetli manyetik alanda yapılması özel donanımı ve yine hasta grubunun özellikleri dikkatli bir değerlendirme, hazırlık ve deneyimi gerektirmektedir 5,6.
Bu yazıda MRG sırasında anestezi uygulamalarında dikkat edilmesi gereken konular ile literatür bilgileri ışığında alternatif anestezi uygulamalarının bildirilmesi hedeflenmiştir.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME NEDİR?
Manyetik rezonans görüntüleme; statik ve gradient manyetik sahada dokuya gönderilen radyo dalgalarının uyardığı hücrelerdeki hidrojen atomlarının ürettiği enerjinin, özel ara birimler (koil) sayesinde bilgisayar ortamına aktarılarak görüntüye dönüştürüldüğü, noninvaziv bir görüntüleme yöntemidir. Alınan sinyallerin yoğunluğunun doku tipine göre değişmesi ise görüntülemenin esasını oluşturmaktadır. Manyetik rezonans görüntüleme sırasında en sık hidrojen kullanılmasının nedeni, tek proton içermesi ve insan dokularında en fazla bulunan elementlerden olmasıdır. Radyo dalgaları varlığında hidrojen atomları manyetizmanın etkisiyle düzgün şekilde sıralanırlar. Bu dizilim sırasında elde edilen yoğunluğa göre bilgisayar ortamında görüntü oluşturulur. Diğer radyolojik görüntüleme yöntemleri ile karşılaştırıldığında iyonizan radyasyon içermemesi en önemli avantajıdır 6,7. İki – dört Tesla (T) gücündeki manyetik sahanın insan hücreleri üzerine zararlı etkisi gözlenmemiş, Amerikan Food and Drug Administration (FDA) derneği risk açısından MRG cihazlarını sınıf II olarak tanımlamıştır 8. MRG sırasında yaşanan komplikasyonlar genellikle ferromanyetik objelerle ilgilidir 7–11.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME VE FERROMANYETİK CİSİMLER
Manyetik sahanın gücü genellikle 0.15 ile 2 T arasında (1 T = 10,000 gauss) olup, bu değer yerin normal manyetik çekim gücü olan 0.5 gauss ile karşılaştırıldığında çok yüksektir. Görüntüleme için zorunlu olan bu kuvvetli manyetik alan ferromanyetik cisimlerin kuvvetle çekilmesine neden olur. Metal oksijen tüpleri, cerrahi pansuman aletleri manyetik alanda hızla hareket ederek zarar verebilir 9–11. Klemp, pens, makas, steteskop, non-lityum piller, standart medikal gaz silindirleri ferromanyetik cisimlerdir. Çelik (stainless steel), nikel, titanyum ve plastik ise manyetik rezonans (MR) uyumlu materyallerdir.
Hasta ya da çalışanların vücudunda ferromanyetik cisimlerin varlığı dikkat edilmediğinde bir faciayla sonuçlanabilir. Bu nedenle pace-maker, prostetik kalp kapakçıkları, kemik implantları, retina ya da beyin damarlarında bulunan metalik klipsler, implante infüzyon pompaları, koklear implant, saçma parçacıkları olup olmadığı dikkatle sorgulanmalıdır. Manyetik alan pace-maker ile ilgili olarak elektromanyetik etkileşim, programda bozulma, silinme, asenkron moda geçiş, kapanma ve ısınmaya bağlı sorunlara neden olarak yaşamı tehdit eder 4,7–11.
Son yıllarda kullanılan implante materyallerin çoğu MR uyumlu olduğundan özellikle eski tarihli implantlarda dikkatli olunmalı, yerleştirilmiş olan metalik implantların MR uyumlu olup olmadığı değerlendirilmeli, güncellenerek yayınlanan MR uyumlu implantların listesi MRG ünitelerinde bulundurulmalıdır 7,8.
Dövme ve kalıcı makyajda ferromanyetik maddeler kullanıldığından MRG sırasında lokal cilt hasarı yaratabilmektedir 12–14.
Floopy disketler, USP, telefon kartları, manyetik yaka kartları, bankamatik kartları, saat pilleri de kuvvetli manyetik alan etkisi ile bozularak işlemez hale geleceğinden ortamda bulundurulmamalıdır.
Manyetik rezonans görüntüleme sırasında hasta izleminde ve anestezi uygulamasında kullanılacak olan monitör ve cihazlar da ferromanyetik parça içermeyen, MR uyumlu cihazlar olmalıdır.
MONİTÖR VE DİĞER ARAÇ GEREÇLER
Hasta güvenliği için MRG ünitesinde de Amerikan Anesteziyologlar Derneği (ASA) Operasyon Odası Dışı Anestezi Uygulamaları Standardında 15 belirtilen donanım desteği ve anestezi uygulaması yapabilmek için gerekli olan asgari monitorizasyon şartları 16,17 oluşturulmalıdır. Manyetik rezonans uyumlu monitörlerde bile görüntüleme sırasında EKG'nin sağlıklı değerlendirilemeyebileceği 18 ve iskemik kalp hastalığı olan hastalarda takip güçlüğü yaşanabileceği bilinmelidir.
Manyetik alanda standart elektrokardiyografi (ECG) monitörünün kullanılması, elektrod telleri anten görevi yaparak görüntüyü bozacağından ya da teller ısınarak hastanın yanmasına neden olabileceğinden, ısınmayan karbon yapıda elektrod kabloları kullanılmalıdır. Periferik oksijen satürasyonunu ölçmede ferromanyetik olmayan, fiberoptik kablolu sensor tercih edilmelidir. Ancak bu da yanıkları önleyemeyebilir. Noninvaziv kan basıncı ölçümünde ise en uygunu osilometrik metoddur. Solunum fonksiyonunu değerlendirmede periferik oksijen satürasyonu yanı sıra, soluk sonu karbondioksit basıncı (EtCO2) ölçümünün yapılması güvenli olacaktır 4. Yeni MR uyumlu fizyolojik monitorizasyon sistemleri; invaziv kan basıncı, santral venöz basınç ölçümleri yanında fiberoptik yüzey sensörleri aracılığı ile ısı monitorizasyonu da yapabilmektedir.
Manyetik rezonans görüntüleme ünitesinde anestezi cihazı MR uyumlu olmalıdır. Bu amaçla üretilmiş MR uyumlu anestezi cihazları oldukça pahalı olmakla birlikte medikal marketlerde bulunmaktadır.
Ferromanyetik medikal gaz silindirleri manyetik ortamda hızla hareket ederek hasta ve cihazlara zarar verebileceğinden gaz silindirleri alüminyumdan yapılmış olmalıdır 4,7,9,11.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME SIRASINDA HASTA BAKIMI VE KONFORU
Manyetik rezonans görüntüleme sırasında anestezistin hastadan uzakta olması ve hastayı yakından izleyememesi en önemli sorundur. Bazı servislerde kapalı sistem video ile hasta görüntüleri izlenmekte ise de, sıklıkla monitorizasyon ile elde edilen vital parametrelerin değerlendirilmesi ile hasta takibi yapılmaktadır. Manyetik rezonans uyumlu anestezi cihazının ve monitörlerinin olmadığı merkezlerde ise anestezist MRG odasında bulunarak hastayı izlemekte, fakat şiddetli gürültü nedeni ile özellikle uzun süreli işlemlerde çalışanlar açısından sakıncalar yaratmakta ve hastanın vital parametreleri de sağlıklı olarak takip edilememektedir.
Kapalı alan fobisi olan erişkinlerde herhangi bir sedasyon veya anestezi uygulanmadığında, şiddetli kaygı nedeniyle hareketsiz kalamadıkları için görüntüleme mümkün olamamaktadır. Murpy ve Brunberg 19, üniversite hastanesinde rastgele seçilen bir 7 haftalık periyotta MRG yapılan 18 yaş ve üzeri toplam 939 hastanın 134'ünde (%14.3) oral sedasyon, İV sedasyon veya genel anestezi gerektiğini, sedasyon uygulananların; %64.1'inin kadın, %35.8'inin erkek olduğunu, %66.4'ünün beyin görüntülemesinin yapıldığını, daha önce MRG deneyimi olması ortalamasının ise 1.56 olduğunu bildirmişlerdir.
Manyetik rezonans görüntüleme sırasında gürültü de hasta konforunu ve işitme fonksiyonunu etkileyen bir faktördür. Radyofrekans dalgaları sırasında tellerin vibrasyonu sonucunda 1.5 T gücündeki MR'da şiddeti 95 dB'e varan gürültü ortaya çıkar. Kulak tıkaçları kullanılması işitme hasarını önlemede ya da azaltmada etkili ve pratik bir çözümdür 20.
Manyetik rezonans ortamında bir diğer risk ise yanık tehlikesidir 4,14,21,22. Monitorizasyonda kullanılan tellerle olan yanıkların yanı sıra hasta vücuduna tedavi amaçlı yapıştırılan yama (patch) ile de yanıklar bildirilmiştir 23.
Hastada göz makyajı veya dövme varlığında görüntüleme sırasında lokal cilt irritasyonu gözlenebilir 12–14. Anestezi altındaki bir hastada görüntüleme sırasında herhangi bir yakınma olmayacağından anestezistin bu konuda gerekli uyarıyı işlem öncesi yapması uygun olacaktır.
Manyetik rezonans görüntüleme sırasında görüntü kalitesini artırmak amacıyla kontrast madde seçiminde sıklıkla düşük ozmolar iyonik madde olan Gadopentetate dimeglumine (Gadolinium) tercih edilmektedir. Bunun eliminasyon yarılanma ömrü 1.3–1.6 saat olup asıl atılım yolu böbreklerdir. Yenidoğan ve küçük çocuklarda klirensi erişkine kıyasla daha düşüktür. Bulantı kusma, başağrısı, tromboflebit şeklinde yan etkileri bildirilmiştir. Yaşamı tehdit eden alerjik reaksiyon sıklığı diğer iyodinize ajanlardan azdır 24–27. Murphy ve ark 28, kontrast madde olarak gadolinyum verilen toplam 21000 hastanın kayıtlarını değerlendirdiklerinde 36 hastada (15'inde bulantı kusma, 12'sinde yaygın eritem veya cilt irritasyonu, 7'sinde solunum yakınmaları, 2'sinde solunum sıkıntısı ve periorbital ödem şeklinde) alerjik reaksiyon görüldüğünü, yalnızca 5'inde tedavi gerektiğini bildirmiştir. Yüz beş merkeze ait bilgilerin değerlendirildiği bir diğer çalışmada ise 687,255 gadopentetate dimeglumine uygulaması sonrası 314 (% 0.046) olguda non-alerjik reaksiyon, 107 (% 0.016) olguda hafif, 28 (% 0.004) olguda orta ve 5 (% 0.001) olguda ciddi alerjik reaksiyon olduğu bildirilmiştir 29. Alerjik reaksiyonlar seyrek görülmekle birlikte fatal reaksiyonlar da gelişebildiğinden gerekli ilaç ve malzemeler hazır tutulmalıdır 30.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME SIRASINDA ANESTEZİ UYGULAMALARI
Manyetik rezonans görüntüleme sırasında anestezi uygulaması yakın zamana kadar, yalnızca hareketsizliğin sağlanması için gerekmekteyken, günümüzde; santral sinir sistemine ait girişimler sırasında da MRG yapıldığı bildirilmektedir 31,32. Anestezi tekniği ve ajanlarının seçimi hastanın ve işlemin özelliklerine göre yapılmalı, görüntülemenin süresi, cerrahi girişim yapılıp yapılmayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Santral sinir sistemine ait girişimler sırasında yapılan MRG için uygulanacak anestezi yönteminde; cerrahi ağrı, kan kaybı ve beyinin homeostazisini etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Schmitz ve ark. 32, intraoperatif MRG'nin uygulandığı beyin ameliyatlarında; propofol, remifentanil ve cis-atraküryumun sürekli infüzyonunu başarı ile kullandıklarını bildirmektedirler.
Yalnızca görüntüleme amacıyla yapılan anestezi uygulamalarında; bilinçli sedasyon, derin sedasyon, rejyonal anestezi, total intravenöz anestezi (TİVA) veya inhalasyon anestezisi uygulanabilir. Cerrahisiz MRG yapılan erişkinlerin % 14 ila % 20'sinin aşırı kaygı ya da klostrofobi nedeniyle anestezi desteğine ihtiyaç duyduğu gösterilmiştir. Hastaların çoğunda oral ya da IV yolla verilen benzodiyazepinler yeterli olmaktadır. Sedasyonun yeterli olmadığı olgularda uygun monitorizasyon şartları varlığında başta propofol ile TİVA olmak üzere hemen tüm anestezi yöntemleri kullanılabilir 4,19,33–34. Sevofluranın O2/N2O içinde düşük konsantrasyonlarda maske ile uygulanması ile bilinçli sedasyon yapılan olgular da vardır 35. Obez hastalarda sedasyon yöntemleri kullanılırken havayolu problemleri ile daha sık karşılaşılabileceği akılda tutulmalıdır.
Çocuk hasta grubunda ise; oral 75–100 mg.kg-1 kloral hidrat, rektal 20-30 mg.kg-1 metoheksital, IV yol bulunamayan hastalarda IM 5 mg.kg-1 ketamin, oral rektal veya IV 4-5 mg.kg-1 pentobarbital, IV 2-3 mg.kg-1 yükleme dozundan sonra 100 μg.kg-1.dk-1 propofol infüzyonu, oral 0.25-0.75 mg-1.kg-1 ya da IV 0.05-0.15 mg.kg-1 midazolam önerilebilir. Kloral hidrat metabolitleri de aktif olduğundan çocuklarda özellikle yenidoğan döneminde derlenmenin çok uzayabileceği bilinmelidir. Ketamin, sekresyonlarda artışa yol açacağından, antisiyalogog bir ajanla birlikte verilebilir. Midazolam ile sedasyon yeterli olmadığında istemsiz hareketler daha sık görüldüğünden çok seçilen bir alternatif değildir. Sedasyon uygulanan çocuklarda; adenotonsiler hipertrofi, obsrüktif uyku apnesi, üst solunum yoluna ait patoloji varlığında solunumun baskılanarak hipoksemiye neden olabileceği bilinmelidir 4,36.
Malviya ve ark. 37, çocuklarda MRG veya kompütorize tomografi sırasında sedasyon uygulandığında hareket nedeniyle görüntüleyememe ve hipoksemi riskinin daha yüksek olduğunu, görüntülemenin tekrar edilmesi ya da işlemin iptal edilmesinin; zaman, para ve emek kaybına yol açarak maliyeti önemli ölçüde artırdığını, bu nedenle genel anestezinin daha başarılı olduğunu bildirmiştir. Sedasyonda başarısızlık merkezlere göre değişmekle birlikte %5 ile %16 arasında değişen oranlardadır 2,5. Keengwe ve ark. 38, 90 mg.kg–1 (maksimum 2g) kloral hidrat ile sedasyon uygulanan 5 yaş altı 727 hastanın % 6,9'unda sedasyonun başarısız olduğunu bildirmiştir. Çocukların uyumsuz kişilik özellikleri de sedasyon yetersizliklerinde etkili bir faktördür 2.
Usher ve ark. 34, 100 çocuk olguda MRG nedeniyle maskeyle oksijen desteği ile spontan solunum korunurken, ortalama 3.9 mg.kg–1 indüksiyonunun ardından 193 μg.kg–1.dak–1 infüzyon şeklinde sürdürdükleri propofol anestezisi ile havayolu güvenliğinin ve hızlı derlenmenin sağlandığını ve güvenle kullanılabileceğini bildirmiştir. Bir diğer anestezi yöntemi de rektal midazolam ve S(+) ketamin ile endotrakeal entübasyon gerektirmeksizin sedasyon/genel anestezi sağlanmasıdır 5. De Sanctis Briggs 39, yaşları 1 gün–12 ay arası değişen 640 olguda maske ile sevofluran uygulaması ile % 97,9 olguda optimal başarıyı sağladıklarını bildirmektedir. Genel anestezi ve sedasyon uygulamalarına bir alternatif olarak Gozal D ve Gozal Y40, ciddi spastik paraparezisi olan hastalarda spinal anesteziyi güvenle uyguladıklarını bildirmektedir.
Klinik uygulamalarımızda özellikle çocuk grubunda sıklıkla %50/50 O2/N2O içinde %7–8 sevofluran ile inhalasyon indüksiyonunun ardından laringeal maske yerleştirerek %50/50 O2/N2O içinde % 1–1.5 konsantrasyonda sevofluran inhalasyonunu başarılı buluyoruz. Aşırı korkan çocuklara 0.5 mg.kg-1 (maksimum 15 mg) oral midazolam, kaygılı erişkin hastalara 0.02-0.05 mg.kg-1 tek doz IV midazolam premedikasyonu, ağrı nedeniyle duramayan hastalara 1-2 μg.kg-1 IV fentanil, kapalı alan fobisi nedeniyle uyum gösteremeyen erişkinlere de 100-200 μg.kg-1.dk-1 IV propofol ya da 1μg.kg-1 10 dakika içinde yükleme dozundan sonra 0.2/0.7μg.kg-1.saat-1 deksmedetomidin infüzyonu ile sedasyonu, inhalasyon anestezisinin kontrendike olmadığı kritik hastalarda ise %100 O2 ya da %50/50 O2/N2O içinde düşük konsantrasyonda sevofluran ile inhalasyon anestezisini tercih ediyoruz.
Bazı merkezlerde MRG sırasında sedasyon veya anestezi uygulamasını eğitimli hemşireler yürütmekteyse de anestezist olmayanların uygulamalarının anestezistlerin uygulamaları ile karşılaştırıldığında hipoksemi ve başarısız işlem oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Aynı şekilde derlenmede uzama, motor dengesizlik, ajitasyon, gastrointestinal yan etkiler ve taburcu sonrası huzursuzluk da daha fazla bildirilmektedir 41–42. Hastaların özelliklerine uygun net protokoller geliştiren anestezistlerin görev aldığı kliniklerde başarı oranı çok yükselmektedir.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEMEDE HASTA GRUBUNUN ÖZELLİKLERİ
Anestezi uygulanması planlanan tüm hastalarda olduğu gibi MRG öncesi de hastalar sistemik muayene ve uygun tetkikler yapılarak değerlendirilmiş olmalıdır. İntrakranyal kitle ön tanısıyla MRG istenilen olgularda, kafaiçi basıncını artıracak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Henüz tanı konulmamış araştırma aşamasındaki olgularda, özellikle sendrom düşünülen bebek ve çocuklarda muayene ile elde edilen klinik veriler dikkatle değerlendirilmeli ve olası komplikasyonlar için önlemler alınmış olmalıdır 43. Görüntüleme sırasında EKG ile iskemi takibi yeterince yapılamayacağından myokardiyal iskemi riski olan hastalar, kan basıncı labil olan ya da inotrop ajan desteği gereken hastalarda hemodinamik stabilizasyonu sürdürmek ve izlemek zor olacağından, bu hastalarda MRG sırasında doğabilecek sorunlar klinisyenlerle açıkça konuşularak risk belirlenmeli ve ortak karara varılmalıdır.
ANESTEZİ SONRASI SORUNLAR
Manyetik rezonans görüntüleme için uygulanan anestezi sonrası yan etkilerin değerlendirildiği çalışmalarda en sık bulantı/kusma bildirilmektedir. Sandner-Kiesling ve ark. 44, kraniyal MRG nedeniyle genel anestezi uygulanan 168 çocuk olguyu 72 saat izleyerek yan etkileri değerlendirdikleri çalışmalarında 14 farklı yan etki gözlendiğini, yan etkilerin en çok ilk 1 saatte görüldüğünü, nörolojik yan etkilerin 5 yaş üzerinde ve intrakranyal lezyonu olanlarda daha çok görüldüğünü, en sık görülen yan etkilerin; baş ağrısı, ajitasyon, güçsüzlük, baş dönmesi ve hıçkırık olduğunu bildirmiştir. Malviya ve ark. 42 ise nöro-görüntüleme için kloral hidrat kullanılan çocukların %5'inden fazlasında 6 saatten uzun süre huzursuzluk ve ajitasyon görüldüğünü, bunların normal aktivitelerine dönmelerinin işlemden sonra 2 günü aldığını bildirmektedir. Cravero ve ark. 45, Görüntüleme nedeniyle sevofluran anestezisi verilen 18 ay–10 yaş arası çocuklarda kontrol grubunda %56 oranında derlenme ajitasyonu gözlenirken, 1 μg.kg-1 fentanil verilenlerde %12'ye düştüğünü ve küçük doz fentanilin cerrahisiz postanestezik derlenme ajitasyonunu azaltmada etkili olduğunu bildirmiştir. Manyetik rezonans görüntüleme sırasında sevofluran anestezisi uygulanan çocuklar üzerinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda anestezi indüksiyonu ardından verilen 1 µg.kg-1 deksmedetomidinin ve anestezi indüksiyonunda veya sevofluran sonlandırılmadan önce IV yolla verilen 1 µg.kg-1 fentanilin derlenme ajitasyonu görülme sıklığını azalttığını saptadık 46,47. Çocuk olgulardaki sedasyon uygulamalarında mortalite gibi ciddi komplikasyonların oranını tam olarak bilmek elde yeterli veri olmadığından mümkün değildir.
Klinik gözlemlerimize göre derlenme döneminde en sık; bronkospazm, hipoksi, bradikardi gibi kısa sürede düzelen solunum ve dolaşım sistemine ait sorunlar ile derlenme ajitasyonu ve bulantı-kusma, karın ağrısı gibi gastrointestinal sisteme ait yakınmalar izlenmektedir.
Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın hedef, hastanın stabilitesinin sürdürülmesi ve hızla derlenmesinin sağlanmasıdır. Uyanmada sorun olabileceği öngörülen olguların derlenme dönemini, deneyimli ekip ve donanımın bulunduğu ameliyathaneye ait postanestezik derlenme ünitesinde geçirmesi uygun olacaktır. Bu amaçla monitorizasyon ve oksijen desteğinin sürdürülebileceği transport imkânları hazırlanmalıdır. Transport sırasında anestezi sürdürülebileceği gibi uyandırmayı takiben hızla nakil de düşünülebilir.
Sonuç olarak; MRG nedeniyle anestezi uygulamasına giderek daha fazla talep olmaktadır. Bu ortamın, donanımın ve anestezi uygulamalarının özelliklerinin iyi bilinmesi hasta konforunu ve iş başarısını artırırken çalışanın da güvenliğini artıracaktır.